Dolar Neden Yükseliyor? Doları Nasıl Düşürürüz?

Doların Türk Lirası karşısındaki hızlı yükselişi ülke gündemimizin ilk sırasına oturdu.

Vatandaş, doların yükselişinin ardında küresel güçlerin olduğunu bilse de neden ve nasıl olduğunu anlamakta zorluk çekiyor. Biz de konuyu sizler için araştırdık.

Ekonominin temeli arz ve talep dengesidir. Bir malın arzı sabitken o mala olan talep artarsa o malın fiyatı artar.

Doları da mal gibi düşünebiliriz. Ülkemize giren ve ülkemizden çıkan doları veya euro miktarı onların değer kazanmasına veya değer kaybetmesine neden olmaktadır.

Parayı elinde bulunduran sermaye grupları (bankalar, yatırım fonları vb.) kârlı gördükleri ülkelere yatırım yaparak (faiz, hisse senedi vb. şeklinde) kâr elde etmek isterler.

Kâr elde etmenin en kolay yolu da faiz üzerindendir. Herhangi bir riske ve üretim sürecine girmeden oturdukları yerden paraya para katılır.

Özel sektör, üretim için gerekli olan (enerji, makine teçhizat gibi) ara mallarını ithal ettiği için ve aynı oranda döviz girişi olmadığı için cari açık veriyoruz.

Cari açık dövize duyulan ihtiyaç olarak da ifade edebilir.

Türkiye’ye giren döviz ile Türkiye’den çıkan döviz miktarı arasındaki fark ekonomiyi dövize daha hassas hale getirmektedir.

Gelelim doların yükselişinin altında yatan sebeplere.

Yurt içi tasarruflarının yetersiz kalması sebebiyle bankalar yurt dışındaki bankalardan veya yatırım fonlarından kredi temin etmek durumunda kalıyor.

Ancak parayı elinde bulunduran sermaye grupları kredi talebimiz karşılığında çok yüksek faiz ve siyasal tavizler istiyorlar.

Örneğin; ABD, Rahip Brunson ve terör örgütleriyle iltisaklı 15 kişinin serbest bırakılması talebinde bulunuyor. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzeleri almasını istemiyor. Bunlar ABD’nin açıktan talepleri.

Bir de örtülü talepleri bulunuyor.

Peki bunlar neler?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayında 135 milyar TL’lik teşvik paketiyle stratejik sektörlerin yurt içinde üretime geçmeleri için harekete geçildiğini açıklamıştı.

Yıllardır Türkiye’ye bu malları satanlar, bizim bu malları üretmemizin ardından bize satışları azalacağı için engellemek için ekonomik saldırıya geçtiler.

Çünkü bu ürünleri üretmek güçlü bir siyasi irade gerektirir. Bu ürünleri üretmek ekonomik olarak dışa bağımlılığı azaltmak, ekonomik bağımsızlığı elimize almak, dolayısıyla tam bağımsız ve uluslararası ilişkilerinde güçlü bir ülke haline gelmek anlamına geliyor.

Bir diğer önemli husus şu ki, Doğu Akdeniz bölgesinde bulunan ve dünya doğalgaz rezervinin %47’si yani neredeyse yarısını barındıran bölgeye komşuyuz. Doğu Akdeniz gazından hakkımız olan payı alırsak enerji konusunda zaten herhangi bir problemimiz kalmayacaktır. Bunların yanında halihazırda devam eden TANAP, Türk Akımı, Nükleer Santraller, HES projeleri, yenilenebilir enerji projeleri gibi enerji sektöründe yapılan yatırımların devam etmesi dış borcun azalmasına yardımcı olacaktır.

Cari açığımızı oluşturan en önemli kalemlere ciddi yatırımlar yapılıyor.

Bakın ithalatın en büyük kısmını oluşturan enerji sektöründe TANAP, Türk Akımı, Nükleer Santraller, yenilenebilir enerji kaynakları yatırımları yapılırken yerli otomobil, raylı sistem araçları, tarım teknolojileri, tıbbi cihazlar ve sağlık teknolojileri gibi stratejik sektörlerde de büyük yatırımlar yapılıyor.

Bu yatırımlar sayesinde 47 milyar doları bulan cari açığa 19 milyar dolarlık bir iyileşme sağlanacak.

Böylece Türkiye’ye karşı döviz manipülasyonu yapmaya çalışanların önüne geçilmiş olacak.

Türkiye cari açığı azaltacak bu sektörlerdeki 23 projeyi hayata geçirmek için 135 Milyar TL tutarında teşvik paketi açıkladı.

Türkiye’nin yurt dışından ithal ettiği ürünlere bağımlılığını azaltacak yatırımlar yapması Türkiye’ye bu malları satanların gelecek dönemde Türkiye’den elde ettiği kazancı azaltacağı gerçeğini görüyoruz.

Bir diğer önemli konu da Türkiye’nin uluslararası arenalarda doların kullanımının azaltılması ve yerli paralarla ticaretin artırılması gerektiğini vurgulamasıdır. Altın standardına geçilmesi gerektiğini belirten Türkiye dolara karşı stratejik adımlar atmaktadır.

Türkiye’nin gerek dünyanın yeni süper güçlerinden Çin’in en büyük projesi olan Tek Kuşak Tek Yol projesinin merkezinde yer alması, gerekse ABD’ye uluslararası arenada karşılık verilmesi ABD’nin küresel hegemonik gücünü ciddi ölçüde sarsmaktadır.

Türkiye’nin Suriye, Filistin, Afrika vb. politikalarını da düşündüğümüz zaman ABD’nin planlarını adeta altüst eden bir Türkiye karşımıza çıkmaktadır.

ABD merkezli ekonomik saldırılara karşı millet olarak biz ne yapmalıyız?

15 Temmuz gecesi tanklara, uçaklara karşı güçlü bir direniş gösteren milletimiz orta ve uzun vadeli stratejik yatırımlarımızın hayata geçirilmesi için yaşadığımız ekonomik saldırılara karşı da direniş göstermelidir.

Nasıl mı?

Öncelikle dolar ve altınları bozdurarak talep azaltılmalıdır. Bunun dışında ise Devletin “Altına dayalı kira sertifikası” sistemine girilmelidir.

Tasarrufları devlet güvencesindeki bankalara faizsiz bir şekilde yatırarak tasarruf oranlarımızın yükselmesini sağlamalı, yurt dışı bankalardan kredi talebinin azaltılmasına destek olunmalıdır.