Saltuk Fâris Saltuk Fâris Saltuk Fâris

Yeni Pakistan!

Pakistan’da yapılan son seçimleri favori adaylardan biri olan İmran Khan kazandı. Peki kimdir İmran Khan, ne yapmak istiyor, hedeflerini ne kadar gerçekleştirebilecek? Türkiye’de maalesef birkaç dar tanımlamanın dışında ciddi bir değerlendirme yapan yok. Çünkü bölgeyi yeterince tanıyan ve takip eden uzmanımız yok. Zamanında bizler için canlarını feda eden ve İngilizlere isyan bayrağı açan, Kıbrıs barış harekatında ilk desteği veren ve Kıbrıs’ı ilk tanıyan, yediden yetmişe bizi karşılıksız seven bir ülke olmasına rağmen maalesef önyargılarımız ve sığ bilgilerimiz dışında bu ülkeyle ilişkin planımız/projemiz/raporumuz neredeyse yok. Sağolsunlar Seta tarafından yazılmış bir rapor var ama o da 2013 seçimleri öncesinde hazırlanmış. Halbuki dünya çabuk değişiyor. Bizim de bu hıza ayak uydurmamız gerekiyor. Şimdi lafı fazla uzatmadan birkaç değerlendirme yapmaya çalışayım. İmran Khan hakkında genel bilgileri internetten okursunuz, onlarla vakit kaybetmeye gerek yok. Zaten bu bilgilere pek ihtiyacımız da yok. Ben asıl noktalara değinmeye çalışacağım.

İMRAN KHAN HAKKINDAKİ ÇEKİNCELER

İmran Khan hakkında bazı çekinceler var. Bunlar; geçmiş yaşantısı, laik bir düşünceye sahip olduğu iddiası ve ordu tarafından desteklendiği iddiası. Önce bunları ele alıp ardından değerlendirme yapacağım:

a) Geçmiş yaşantısı: İmran Khan’ın ünlü bir kriket oyuncusu olduğu herkesin malumudur. Ve yine zengin bir aileye mensup olduğu da herkes tarafından bilinmektedir. İmran Khan bunlardan ötürü herkesin başını döndürecek bir yaşamın içindeydi. Bizim ülkemizde de sözde muhafazakar sayılabilecek bazı futbolcuların veya dizi oyuncularının hayatlarına bakarsanız daha fecilerini görürsünüz. Ayrıca bu bölge eski İngiliz sömürgesi olduğu için İngiltere ikinci vatanları sayılır. En muhafazakar ve milliyetçi bir Pakistanlı bile şayet zenginse Britanya’da ikinci bir evi vardır ve senenin bir bölümünü muhakkak orada geçirir. Bazı askeri darbelerden sonra siyasetçilerin neredeyse ilk durağı orasıdır. Halen sürgün hayatı yaşayan bazı siyasetçiler oradan partisini idare etmektedir. Dolayısıyla İmran Khan’ın popüler olduğu dönemde oralarda olması ve şöhretinin etkisiyle bazı yanlışlara girmiş olması çok da üstünde durulması ve zaman kaybedilmesi gereken hususlar değildir. Kendisi o hayatından tevbe ettiğini açıkça ilan etmiş ve değiştiğini deklare etmiştir. O zaman biz bugüne bakalım, bugün neleri düşündüğünü tespit edip ona göre siyaset belirlemeliyiz. Aksi halde işin magazin kısmında saplanıp kalırız. Gerçi ülke olarak magazini pek severiz ama kendi iç magazinimiz fazlasıyla yetiyor.

b) Laik bir düşünceye sahip olduğu iddiası: Pakistan’ı bilen, Pakistan’ın kuruluş amacına vakıf olan, hele hele Peştunları tanıyan biri “laik” kelimesi ile İmran Khan’ı yanyana getirmezdi. Üstelik ülkemizde uygulanmış olan ve İslam dinini kendine birinci düşman olarak gören laikliği aklının ucundan bile getirmezdi.

Pakistan son yüzyılda dünyada dini amaçlı kurulmuş iki devletten biridir (ötekisi İsrail). Pakistanıların mitinglerde, toplantılarda vb. kalabalıklarda halkı coşturmak için söylediği bir cümle vardır: “Pakistan ka matlap kiya hey?” (Pakistan’ın kuruluş amacı nedir?) Topluluk hep bir ağızdan cevap verir: “La ilahe illallah”. Evet, tek bir cümle o kadar sıkıntıların çekilmesine sebep olmuş ve bu insanlar Hindistan’dan kopmuştur. Şimdi kolay kolay İslamı bir kenara atmaları mümkün mü? Sormazlar mı adama o zaman neden ayrıldınız diye! İşte bunu bilmeyen biri İmran Khan’ın laik olduğunu iddia edecek kadar zırvalar. Nitekim bu zırvayı İran’daki reformcular için de söylerlerdi. Sanki reformcular İran devrimini ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar. Halbuki tek istekleri aynı temellere bağlı kalarak günün şartlarına uygun değişimi yakalayabilmektir. İran’da reformcuların amacı, dinden palazlanan ve onu ticaret haline getirip pisliklerine kalkan yapanlardan kurtulmaktır. İmran Khan’da biraz bunun gibi. O, ülkesinde bir kesimin dini yanlış yorumladığını ve çok geçmişte kaldığını savunuyor. İşte bu noktada İmran Khan’ın memleketi olan ve Taliban’ın ana yurdu sayılan yeri bilmezseniz yapacağınız bütün değerlendiremeler çöpe gider. Hakikaten dini çok şekle indirgemiş bir düşünce hakimdir bu bölgede. Sakalı bir tutamdan aşağı diye adamı dinden çıkaranlar vardır. Tabi bu söylediğim İmran Khan’ı bütünüyle desteklemek için değildir ancak haklı olduğu noktalar vardır. Hiçbir düşünce boşluktan doğmaz. Fakat bazıları daha sonra çıktığı noktayı unutup mecrasından çıkabilir. Biz daha sonra bu çıkmaları tespit etmeye çalışacağız. Velhasılı kelam İmran Khan’ın bizim ülkemizdeki laiklikle uzaktan yakından alakası yoktur.

c- Ordu tarafından desteklendiği iddiası: Bu iddiaya kaynak olarak gösterilen hususlardan biri Pervez Müşerref döneminde ona verdiği destektir. Şayet tek başına desteklemesi sebep olarak gösterilecekse o dönem Navaz Şerif’in (zaten darbeyle indirilen kendisiydi) dışındaki bütün siyasiler askerin yönetime el koymasına sevinmişti. Fakat bugün askerin onlara destek verdiğine dair bir iddia bulunmamaktadır.

İmran Khan’ın destek vermesinin amacı kendi savunduğu değerler açısından ve en azından kendi açısından haklı bir gerekçeydi. İmran Khan’ın hedeflerini daha sonra detaylıca ele alacağız ama ele aldığımız konu açısından bir tanesine kısaca değinecek olursak; Khan, askeri darbenin ülkeyi yolsuzluk bataklığından çıkaracağı konusunda ümitvardı. Bu değerlendirmeyi yaparken Pakistan ordusunun ülkedeki konumunu ve halkın bakışını bilmezseniz yine duvara toslarsınız. Ordu, Pakistan’ın en iyi kurumudur. Pakistan ordusu milliyetçi, dindar, yetişmiş iyi elemanlara sahip bir kurumdur. Ülkede rüşvetin, kayırmanın en az olduğu yerdir ve Pakistan halkı orduya gerçekten güvenir. Bu yüzden darbe dönemleri halkın çok da umurunda olmamıştır. Hatta siyasetçilerden kurtuldukları için sevindikleri bile olmuştur. Siyasetçiler de çoğu zaman kendilerinin yapması gereken işleri orduya devretmişlerdir. Bu sebeple İmran Khan’ın asker tarafından desteklendiği kanaatinde olmayıp aksi yönden de bazı iddialarım bulunmaktadır. Bir sonraki “İmran Khan’ın Hedefleri” yazısında buna değinmeye çalışacağım inşaallah.

Hind diyarından selam ve sevgilerle.