14 Mayıs 2017 15:31 | Son Güncelleme: 14 Mayıs 2017 17:48

"Türkiye'deki her ilacın kimliği var"

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, "Türkiye'de 2 milyar kutuya yakın ilaç tüketiliyor. 2 milyar kutunun hepsinin bir parmak izi var. Biz o kutunun nerede olduğunu biliyoruz" dedi.

Recep Akdağ, obezite, hareketsizlik ve sigaraya karşı büyük mücadele verdiklerini belirterek, "Eğer şu güzel ülkemizde şişmanlık, hareketsizlik ve sigaraya karşı mücadelemizde muvaffak olamazsak Türkiye'nin bir sağlık geleceği yok. İnsanımızın bir kısmının şişman ya da aşırı kilolu olduğu bir toplumda, buna hareketsizlik ve sigara eşlik ediyorsa inanın halimiz duman." dedi.

Bakan Akdağ, Atatürk Üniversitesi'nde, bu üniversitenin yanı sıra Erzincan Üniversitesi, Türk Eczacıları Birliği ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla düzenlediği programda yaptığı konuşmada,Türk eczacılığının geldiği yerin son derece güzel olduğunu söyledi.

Eczacılığın sağlık hizmetlerinin en önemli paydaşı olduğunu vurgulayan Akdağ, "Bugün bu vazifeyi de layıkıyla icra ediyorlar. Bu nedenle tüm eczacı kardeşlerime teşekkür ediyorum. Eczacılar sadece ilaç satan ya da ilacı bir şekilde vatandaşa ulaştıran kişiler değildir." diye konuştu.

Akdağ, sağlıkta dönüşümün ikinci döneminin stratejilerini hazırladıklarını ve bunun için 6 aydır yoğun şekilde çalıştıklarını bildirerek, bu stratejiler ile her bir ferdin hayatını sağlıklı yaşamasına çok önem verdiklerini dile getirdi.

Hastalanan birine sağlık hizmeti vermenin çok önemli vazife olduğuna dikkati çeken Akdağ, "İnsanların sağlık hizmetlerine, ilaca erişmesi çok önemlidir. Bizim doğrudan doğruya koruyucu sağlık hizmetlerini aile hekimlerimiz vasıtasıyla vatandaşımıza, çocuklarımıza, annelerimize sunmamız çok önemlidir. Vatandaşın sağlıklı yaşama biçimini seçmesi bunlardan biridir." ifadesini kullandı.

Bakan Akdağ, obezite, hareketsizlik ve sigaraya karşı büyük bir mücadele verdiklerini anımsatarak, "Eğer şu güzel ülkemizde şişmanlık, hareketsizlik ve sigaraya karşı mücadelemizde muvaffak olamazsak Türkiye'nin bir sağlık geleceği yok. İnsanımızın bir kısmının şişman ya da aşırı kilolu olduğu bir toplumda, buna hareketsizlik ve sigara eşlik ediyorsa inanın halimiz duman. Önümüzdeki sağlıkta dönüşümün ikinci döneminde bununla ciddi mücadele edeceğiz. Bütün hazırlıklarımızı yaptık ve elbette bu noktada eczacılarımızın bize büyük katkıları olacak." şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE'DEKİ HER İLACIN KİMLİĞİ VAR"

Türkiye'deki eczacılık sisteminin çok iyi yürütüldüğünü belirten Akdağ, şöyle devam etti:

"Bugün Türkiye'de oluşturduğumuz eczacılık sistemi dünyanın birçok ülkesinde, en gelişmiş ülkelerinde yok. Zaman zaman bize hala soruyorlar, 'bazı Batılı ülkelerde ilacı poşetlere koyarak, sayarak vatandaşa verirler. Biraz da tasarruf tarafı da dikkate alınarak bunu Türkiye'de ne zaman yapacaksınız' diye. Hiç düşünmüyoruz çünkü Türkiye o sistemlerin çoktan önüne geçti. İlacı poşetin içine koyup ağzını bantlayıp üstüne bir şeyler yazıp vatandaşa verebilirsiniz ama Türkiye bunun çok ilerisinde. Bugün Türkiye'de piyasaya çıkan her türlü ilacın bir kimliği var. Tıpkı bir insanın parmak izi gibi. Barkoddan daha ileri bir sistem."

Akdağ, ülkede 2 milyar kutu ilaç tüketildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Türkiye'de 2 milyar kutuya yakın ilaç tüketiliyor. 2 milyar kutunun hepsinin bir parmak izi var. Fabrikadan çıktı, nereye gitti? O kutu depoda. Oradan nereye gitti, filanca eczaneye gitti, sonra ne oldu şu sigortalı kişiye ya da sigortalı olmayan şu kişiye satıldı. Biz o kutunun nerede olduğunu biliyoruz. Bu, o kadar önemli ki. Bu sistem hem ilaçtaki sahtecilikleri, yanlış kullanımını önlüyor hem ilaçla ilgili geri bildirim almak, geriye çekmek istediğimizde ilacın nerede olduğunu biliyoruz. Eczacıların da depocuların da işi kolaylaştı. Artık 'rafımızda hangi ilaç var, hangisi yok, eksik' hepsini takip etme imkanınız oldu."

"YURT DIŞINDA ÜRETİLEN İLAÇLARI TÜRKİYE'DE ÜRETİLİR HALE GETİRECEĞİZ"

Akdağ, bu sisteme başladıklarında çeşitli tartışmalar yaşandığını, sonrasında bundan memnun kalındığını aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yeni olan her şeye bazen direnebiliyoruz şimdi çok memnunsunuzdur. Çok doğru bir şey yaptık. 80 milyon insana 25 bine yakın eczane vasıtasıyla ilacın satıldığı, 2 milyar kutu ilacın parmak izinin olduğu başka bir ülke yok. Bu sistemi 8-10 sene önce geliştirdiğimiz zaman ilk uygulamalar başladıktan sonra bakanlıktaki arkadaşlarımız bir toplantıda bunu takdim ettiler. Amerika'nın meşhur gıda ve ilaç kurumu FDA'nın ikinci başkanı toplantıda ayağa kalkıyor, rükuya gidercesine eğiliyor, 'kurduğunuz sistemin önünde eğiliyorum' diyor. Allah'a şükürler olsun Türkiye bunları başaran bir ülke. Buna benzer çok işimiz var. Bizim bir yenileştirme projemiz var. Allah nasip ederse önümüzdeki birkaç yıl içinde 4 ile 6 milyar liralık bir yerlileştirme üretimine geçeceğiz. Yurt dışında üretilen ilaçları Türkiye'de üretilir hale getireceğiz. Bu büyük bir pazar, eczacılar için iş alanı anlamına geliyor."

Artan biyoteknolojili ilaç kullanımın karşı yepyeni stratejiler ve insiyatifler geliştirmek durumunda olduklarını anlatan Akdağ, "Bunun hazırlıklarını yapıyoruz, birlikte yapacağız. Bitkisel ilaçlarla yeni insiyatifler geliştirmek durumundayız. Gelişen bir alan. Dünyanın birçok ülkesinde sunulan bir alan. Burayı kontrolsüz bırakamayız. Kıymet veriyoruz. İlaçta da modern ilaç, bitkisel ilaç keskin sınırlarla ayrıma gerek yok. Önemli olan kanıta, delile dayalı olmasıdır. Dolayısıyla  bu husustaki bakanlığımızca yapılan düzenlemelerin sektörle birlikte ayakta tutulması ve geliştirilmesi gerekiyor." görüşünü bildirdi.

"BİZ ECZACILARIN ECZANEDE BULUNMASINI İSTİYORUZ”

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bilinmeyen bir ilacın internet veya başka şekilde alınmaması uyarısında bulunarak, "Aman ne olur internetten, bilmem hangi uydu televizyonundan, falanca kişinin tavsiyesinden duydunuz diye kendi başınıza ilaç kullanmaya çalışmayın. İlaç bile olmayan neyi düğü belirsiz bir takım şarlatanların pazarlamalarına aldanmayın. Her yıl yüzlerce kardeşimiz, vatandaşımız karaciğer yetmezliğine düçar oluyor." dedi.

Bakan Akdağ, Atatürk Üniversitesinde, bu üniversitenin yanı sıra Erzincan Üniversitesi, Türk Eczacıları Birliği ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla düzenlediği programda yaptığı konuşmada, sağlık okur yazarlığı konusunun sağlıklı yaşamın temelini oluşturduğunu belirtti.

Bunun en azından ana sınıfında veya okul öncesi başlaması gerektiğini dile getiren Akdağ, bu konuda ilgili bakanlıkla çalıştıklarını, bunu çok geniş bir paydaş kitlesiyle yürüteceklerini söyledi.

Akdağ, bu çalışmada eczacıların en önemli paydaşlardan biri olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

"Özellikle geçtiğimiz yıllarda antibiyotiklerle ilgili yapılan akılcı ilaç çalışmalarıyla antibiyotik kullanımını azalttık. bu sene çok ciddi ve bir hamle yaptık. Son 3-4 ayda reçetelerde antibiyotik kullanımı yüzde 20 azaldı. Demekki olabiliyor. Aslında sektörün, eczacıların ve ilaç sektörünün volümlerinin yıllık cirolarının azalması anlamına da gelmiyor. Bir taraftan ilacı gereksiz kullandığımız alanlar var. Öte yandan ilaç kullanması gerektiği halde kullanmaylanlar var. Yüksek tansiyon hastası olduğu halde ilaç kullanmayanlar ile şeker hastası olduğunu bilmeyen ve ilaç kullanması gerektiği halde kullanmayan insanların oranı çok yüksek."

"ECZACILAR ECZANEDE BULUNMALI"

Eczacıların iş yerlerini kalfalarına bırakmamalarını isteyen Akdağ, "Biz onların eczanede bulunmasını istiyoruz. Bizim bir politikamız var bunu da değiştirmeyeceğiz. Eczane, eczacınındır politikası. Birçok ülkede zincir eczaneler var. Bizim bir politikamız var o da nedir, eczane eczalarındır politikasıdır. O zaman eczanelerin sahip çıkması gerekiyor. İlaç konusunda gerçekten bir liderlik yapacak eczacı eczanesinde olacak. Kalfasıyla eczaneyi yürütmeye çalışırsanız yanlış olur. Tabiki o kardeşlerimizinde çok kıymetli hizmetleri var." diye konuştu.

"ŞARLATANLARIN PAZARLAMALARINA KANMAYIN"

Bakan Akdağ, internet, uydu televizyonu veya farklı şekillerde bitkisel ilaç adıyla çeşitli ürünlerin satıldığını, bunlara kesinlikle itibar edilmemesi gerektiğini aktararak, şu değerlendirmede bulundu:

"Aman ne olur internetten, bilmem hangi uydu televizyonundan, falanca kişinin tavsiyesinden duydunuz diye kendi başınıza ilaç kullanmaya çalışmayın. İlaç bile olmayan belirsiz birtakım şarlatanların pazarlamalarına aldanmayın. Bundan dolayı çok müteessir oluyoruz. Her yıl yüzlerce kardeşimiz, vatandaşımız karaciğer yetmezliğine düçar oluyor. İlaçlar genellikle karaciğerden geçen maddelerdir. Başka sıkıntılar da var. O kadar sık karşılaşıyoruz ki çok ciddi bir mücadelemiz var. Müracaat edip de kapattığımız internet siteleri binlerin üstünde. Dolayısıyla biz bununla mücadele ediyoruz ama vatandaşımızın da bu hususta uyanık olması lazım. Sağlık hizmetlerinde bize yol gösterecek kişilere erişim zorluğumuz yok ki. Aile hekimi var, gider tavsiyesini alır, gereğini yaparız. Doyasıyla vatandaşlarımız şarlatanların kendilerine zarar vermesine müsaade etmesinler. Biz ne kadar mücadele etsek bunlar inanılmaz pazarlamacı adamlar. Kapıdan atsanız bacadan, bacadan atsanız pencereden giriyorlar."

Akdağ, iletişim çağında internete ve uydu televizyonlarına tümüyle hakim olmanın zor bir iş olduğuna işaret ederek, "Bugün vesilesiyle bu anonsu yapmak istiyorum, ve tekrarlıyorum. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının nazarında bir ilacın ya da bir tedavi biçiminin geleneksel oluşuyla güncel oluşu arasında bir fark yok. Yeter ki kanıta dayalı olsun. Bunun bütün mekanizmaları açık, düzenlemeleri hazır. Vatandaşımızda bu hususta üstüne düşeni yaparsa sağlığı koruma konusunda bize yardımcı olmuş olur."sözlerine yer verdi.  

Etiketler: