16 Mart 2017 14:08 | Son Güncelleme: 16 Mart 2017 14:16

İstanbul Din Gönüllüleri Buluşması

"İstanbul Din Gönüllüleri Buluşması" Haliç Kongre Merkezi'nde yapıldı.

İstanbul Din Gönüllüleri Buluşması

Görmez, İstanbul Müftülüğünün Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği "İstanbul Din Gönüllüleri Buluşması" programında davetlilere hitap etti.

İSTANBUL DİN GÖNÜLLÜLERİNİN BULUŞMASI

Her şehrin bir ruhu olduğunu dile getiren Görmez, "Aziz İstanbul'un çok daha aziz bir ruhu vardır. Bu salonda bulunan topluluk, aziz İstanbul'un ruhunu temsil ediyor. Aziz İstanbul'un büyük bir kalbi vardır." diye konuştu.

Görmez, insanların, kavimlerin ve ülkelerin zor zamanları olduğunu anlatarak, milletlerin, ümmetlerin ve medeniyetlerin de zor zamanları bulunduğunu kaydetti.

Böyle bir zor zamandan geçtiklerine dikkati çeken Görmez, İslam'ın tarihte yaşadığı en zor zamanlardan birisinde olduklarını söyledi.

Görmez, en büyük zorluğun, zorluğun kendisi olmadığına vurgu yaparak, "En büyük zorluk, bütün zorlukları ortadan kaldıracak, kolaylığı kaybetmektir. Allah Resulü, dinin kolaylık olduğunu ifade buyurmuşlardır. En büyük zorluk, zorluğun kendisi değil, bizi bütün zorluklardan kurtaracak o büyük kolaylığı, hanif ve semha olan dinin kolaylığını kaybetmektir." değerlendirmesinde bulundu.

Alem-i İslam'ın zor yıllar içinden geçtiğini yineleyen Görmez, bu zorlukların içerisinde en büyük zorluğun cehaleti ortadan kaldıracak ilmi, hikmeti ve marifeti kaybetmek olduğunu anlattı.

Görmez, küresel bir kötülüğün bütün dünyayı kapladığını aktararak, "Aslında, dünyayı kuşatan küresel kötülük, o kötülüğü ortadan kaldıracak yegane umudu, marufu kaybettiği için insanlık bugün bu zorlukları yaşıyor. En büyük kötülük, en büyük mefsedetler tarih boyunca maslahat adı altında yapıldı. En büyük savaşlar barış adı altına yapılmıştır. En büyük kötülükler, iyilik adı altında yapılmıştır. 'Yeryüzünde fesat çıkarmayın.' denildiğinde, 'Biz ancak ıslah edicileriz.' derler. İşte bu mefsedeti ortadan kaldıracak salihlere ihtiyaç var. İçinden geçtiğimiz bu zorluklarda yaşadığımız en büyük zorluk, küresel kötülüğün Müslüman coğrafyada meydana getirdiği o kötülükler, bilinç altında saklanan o hastalıkları ortaya çıkardı." diye konuştu.

Konuşmasının devamında "dinde çekişme", "dinde kavga" gibi olgular üzerinde duran Görmez, bununla ilgili hadislerden örnekler verdi.

Görmez, ihtilaf ve hilaf kavramlarına ilişkin ise "İhtilaf yok, hilaf var. Çünkü ihtilaf rahmettir. Hilaf zahmettir. Çünkü ihtilaf, fikirler arasında olur. Hilaf ise şahıslar arasında olur. İhtilaf delile ve beyyineye dayanılarak yapılır. Hilaf ise kuru iddialara dayanılarak yapılır. Bütün bunlar olurken vatandaş da bize soruyor, 'Diyanet neden bunlara cevap vermiyor? diye. Diyanet, bu muhteşem toplulukla birlikte din çekişmelerine asla girmez. Kuru iddialar üzerinden dini tartışan insanların tartışmalarına tenezzül etmez, oraya girmez. Ona sırtını da dönmez. İlim ve hikmetle bunun nasıl üstesinden geleceği üzerine düşünür." değerlendirmesini yaptı.

İslam'a hizmet eden bütün cemiyetlere ve cemaatlere saygı duyduklarını belirten Görmez, şöyle devam etti:

"Cemiyete adam yetiştirin, cemiyetten kendinize adam devşirmeyin. Topluma insan yetiştirin, davetini götürün, taraftar toplamayın. 15 Temmuz, bu ülkenin yaşadığı sıradan bir musibet değildir. 15 Temmuz, bu ülkenin tarihinde yaşadığı sıradan bir darbe girişimi değildir. 15 Temmuz, bu toprakları, bu topraklar üzerinde tarih boyunca var olmuş bu milleti, yeryüzündeki bütün mazlumlara umut olmaktan çıkarmak teşebbüsüdür."

İstanbul Müftüsü Hasan Kamil Yılmaz ise dini tebliğ ve eğitim işinin nebevi bir iş olduğunu belirterek, bunun peygamberlere has bir özellik olduğunu söyledi.

Din gönüllülerinin peygamberlerin varisleri olduğunu aktaran Yılmaz, ilahi mesajı ve hakikat ışığını insanlara ulaştıracak kişiler olduklarını kaydetti.

Yılmaz, İslam'ın evrensel bir muhtevaya, Kuran'ın ise alemşumul bir mesaja sahip olduğunu dile getirerek, "Bu evrenselliğin gerçekleşmesi Hz. Peygamberin ve onun varislerinin mesajı aleme sunmalarıyla gerçekleşmiş ve bundan sonra da öyle gerçekleşecektir. İslam'ın evrensel boyutu konusunda din gönüllüsüne düşen iki önemli görev vardır. Birincisi bu misyonun ifasında kendisine düşen payın farkında olmak. İkincisi 'Bu misyonu nasıl ifa edebilirim? düşüncesinin derdinde olmaktır. Bunun için yollar aramaktır. Sıradan Müslüman, bu misyonu görmeyebilir. Görür ama üzerine vazife olarak almayabilir. 'Tek ben mi kaldım?' diyebilir. Din gönüllüsü böyle bir şey deme şansına sahip değildir." ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından toplantı, basına kapalı devam etti.

Etiketler: din görevlileri