02 Aralık 2016 07:16 | Son Güncelleme: 02 Aralık 2016 07:20

AK Parti’nin bir fire bile vereceğini hiç kimse düşünmesin

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, TRT Haber’de canlı yayınlanan özel programda, gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları cevapladı.

AK Parti’nin bir fire bile vereceğini hiç kimse düşünmesin

Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında bugün gerçekleşen görüşme, sonrasında yapılan açıklamalar ve başkanlık sistemine ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, MHP ile yapılan müzakerelerin, başından beri şeffaf, kamuoyu önünde konuşulan bir süreç olduğunu söyledi.

Yeni anayasa meselesinin uzun yıllardır Türkiye’de konuşulduğunu hatırlatan Kurtulmuş, bu konuda AK Parti'nin iki taslak üzerinde çalıştığını, bunlardan birisinin daha geniş kapsamlı bir anayasa reformu, diğeri de sadece başkanlık sistemine geçiş için gerekli olan mini bir değişiklik olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, her iki partinin ilgili hukukçularının başkanlık sistemini içinde barındıran anayasa değişiklik metni üzerinde görüştüğünü, konuşup, tartıştığını, belli bir zaman sonra genel başkanlarca genel çerçevenin konuşulduğunu ifade etti.

Metnin son şeklinin verilmesi için her iki partideki hukukçuların bir araya geleceğini son düzenlemeleri yapacaklarını anlatan Kurtulmuş, “Sonuçta MHP’nin de kabul ettiği bir metin olarak bugünkü varılan anlaşma sonucu, AK Parti’nin imzaladığı bir metin olarak Meclis’e gelecek. Ama bu metnin içeriği, MHP’nin de kabul ettiği bir içerik olacak. Herhalde önümüzdeki hafta içerisinde bu gündeme gelmiş olacak, parlamentoya gönderilmiş olacak Bütçe görüşmeleri bittikten sonra da Meclis Genel Kurulu’na getirilerek bu konu Meclis’in gündemine sokulmuş olacak. Hayırlı olsun. Bu, Türkiye için önemli bir dönüm noktasıdır, önemli bir virajdır. Bu virajı inşallah Türkiye selametle aşar, yürütmenin tek bir elde toplandığı sisteme doğru Türkiye gider.” değerlendirmesinde bulundu.

“BAŞTAN BERİ İLAN ETTİĞİMİZ KONUNUN ARKASINDAYIZ”

Meclis'e gelen değişiklik metninin 330 oyu bulmasının ardından referanduma gideceğini dile getiren Kurtulmuş, “Biz baştan beri ilan ettiğimiz konunun arkasındayız. Meclis’te 367’yi bulsa bile, bunun millete gitmesi en doğru yoldur. Çünkü Türkiye’deki siyasi tarihin en önemli kararlarından birisidir. Bunun mutlaka doğrudan doğruya halka sorulması gerekir. Bu süreç başından beri gayet güzel, şeffaf bir şekilde yürütülüyor. Ümit ederim ki sonuç alınır. Nihayetinde karar verecek olan, önce parlamentodaki milletvekilleri ve ardından milletimizdir. Milletimizin kararı doğrultusunda süreç, tamamlanmış olur. Yani, bugün itibarıyla parlamento kararına konu, gönderilmiş ve olası 330’u aşması durumunda da referandumun yolu bugün itibarıyla açılmıştır.” diye konuştu.

“MHP İLE ANLAŞMA ORTADADIR”

“Eğer bazı konular 2019’a bırakılırsa, biz 2019’a kadar bir partili cumhurbaşkanlığı sistemi gibi bir geçiş dönemi mi yaşıyor olacağız?” sorusuna Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Partili cumhurbaşkanlığı olarak bunun adını koymamak lazım. Bunun adı, başkanlık sistemine geçiştir. Buradaki temel konulardan bir tanesi de cumhurbaşkanının, partisiyle ilişkisinin devam edip etmeme meseledir. Orada zaten MHP ile bir anlaşma ortadadır. Dolayısıyla bu yapılan değişiklik yürütmenin iki başlı olmaktan kurtarılması ve böylece bütün yürütme yetkilerinin tek elde toparlanmasına ilişkin bir anayasa değişikliği teklifidir. Mevcut anayasanın ilgili maddesi buna müsaade etmediği için cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisi kesiliyordu, bundan sonraki süreçlerde cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisi devam edecek. Nihayetinde seçime gideceksiniz. Bu seçimde nihayetinde en azından bir parti, işin içinde olmak durumunda.”

Kurtulmuş, “Cumhurbaşkanı ayrı, genel başkan ayrı mı olacak? Cumhurbaşkanı partinin genel başkanı mı olacak?” sorusuna karşılık da partinin kendi genel başkanını da parti içerisinden başka birisini de aday olarak gösterebileceğini ifade etti.

Numan Kurtulmuş, “Bu düzenleme, parti genel başkanı olan kişinin de gerektiğinde cumhurbaşkanlığına devam etmesinin önünü açan bir düzenleme olmalıdır. Doğrusu budur. Siyasetin doğasının gereği budur. Türkiye pratiğinin de karşılığı budur.” diye konuştu.

“AK PARTİ'NİN BİR FİRE BİLE VERECEĞİNİ HİÇ KİMSE DÜŞÜNMESİN”

Hem AK Parti hem MHP grubunda fire verilmemesi konusunda bir izah etme çabasının olup olmadığı sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Meclis’te 330 konusunda bir sıkıntı yaşanacağını zannetmiyorum. Çünkü süreç, gizli kapaklı yürütülen bir süreç olsaydı, kapalı kapılar ardında birtakım pazarlıklar, siyasi manevralarla dolu olmuş bir süreç olsaydı endişeler taşınabilirdi. Ama hem MHP hem AK parti olarak bizim tavrımız son derece açıktır. Ama her iki parti de bu sürece ciddi şekilde riayet ederek bugüne kadar gelinmiştir. Bugün de genel mutabakat ifade edilmiştir. Dolayısıyla 330 meselesinde en ufak bir endişe olacağı kanaatinde değilim. AK Parti’nin bütün milletvekilleri o gün geldiğinde, Meclis’e geldiğinde, 316 milletvekilimizin tamamı, oylarını kullanarak anayasa değişikliğine evet oyu verecekler. Burada AK Parti’nin bir fire bile vereceğini hiç kimse düşünmesin, böyle bir hayal içerisinde olmasın.”

Değişikliğin, referanduma gittiği anda hiçbir sıkıntının olmayacağını ifade eden Kurtulmuş, referandumdan, çok kuvvetli bir şekilde 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçiminden çok daha yukarıda bir oranda ‘Evet’ oyu çıkacağını ümit ettiğini dile getirdi.

“CHP’NİN DE BU SÜRECİN İÇERİSİNDE OLMASI DOĞRUSU OLANDIR”

MHP ile bugünkü mutabakatın yeni bir anayasanın da yolunu açıp açmayacağına ilişkin soruya karşılık Kurtulmuş, herkesin gönlünde sivil, demokratik, katılımcı bir anayasa olduğunu söyledi.

Anayasa değişikliği yapılsa dahi, Türkiye’nin yeni anayasa ihtiyacının ortadan kalkmayacağını belirten Kurtulmuş, şu anda yapılan anayasa değişikliğinin esas o büyük hedefi ötelemeyeceğini, tam tersine o hedefin önünü açacağını ifade etti.

CHP’nin de bu süreç içerisinde olması temennisinde bulunan Kurtulmuş, “Bu süreçte keşke kurumsal olarak da CHP işin içerisinde olsaydı. Başından itibaren bu konudaki görüşlerimizi ifade ettik. CHP’nin herhalde genel prensibi şu oldu, ‘Biz başkanlık sisteminin konuşulduğu hiçbir müzakerenin içerisinde olmayız’ diyerek böyle bir süreçte atılması planlanan herhangi bir adımın içerisinde olmayacaklarını ilan ettiler. Dolayısıyla CHP’nin de bu sürecin içerisinde olması, doğrusu olandır. Keşke olsalardı.”

Anayasa değişikliğine ilişkin takvimin nasıl işleyeceğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Takvim meselesi, işin daha teknik kısmıdır. Şimdi önümüzde Meclis’in gündemini işgal eden bir bütçe var. Bütçeden evvel bunun Meclis Genel Kurulu’na inmesi mümkün değil. Bir de referandumun şartları, kampanya süreci bir hesaplamayla yapılacak bir şeydir. Ama sonuçta karar alındığı anda, 60 gün içerisinde referanduma gidilmesi mümkündür.”

"TÜRKİYE BU İŞİN AÇIĞA ÇIKMASI İÇİN İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAKTIR"

Kurtulmuş, TSK’ya yönelik 24 Kasım’da Suriye'de düzenlenen hava saldırısı ile ilgili olarak da şunları kaydetti:

"O süre içerisinde hangi uçakların, hangi hava araçlarının orada olduğunun tespiti var, kayıtları var. Türkiye, bu işin açığa çıkması için peşini bırakmayacaktır. Burada kim tarafından bu operasyonun yapıldığı bir şekilde anlaşılacak, ortaya konulacaktır.”

"SURİYE REJİMİNİN HALEP"E KARŞI BARBARCA SALDIRILARI DURDURULMALI"

Uluslararası toplumun görevinin özellikle Suriye rejiminin, Halep’e karşı barbarca saldırılarını durdurmasını temin etmek olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Oradaki insanların hayatta kalabilecekleri asgari insani yardımların, desteklerin verilmesidir. Türkiye olarak biz, bir taraftan bu sahadaki Türkiye’nin güvenliğini sağlayacak adımları atarken diğer taraftan da Halep’te insani bir durumun ortaya çıkarılması görüşmelerimizi sürdürüyoruz.” şeklinde konuştu.

Numan Kurtulmuş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Maalesef Suriye’deki barış masasından bir şey çıkmıyor. Çok açık söyleyeyim, barış masasından bir şey çıkmamasının temel nedeni şu, herkes kendisinin yararına olacak barışı Suriye’ye dayatmaya kalkıyor.”

"FETÖ'NUN İADESİ KONUSUNDA ADIMLARIN ATILABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"

"ABD'nin pozisyonunun, yeni başkanla birlikte yeni yılda değişmesine dair sinyaller var mı, yeni yönetimle birlikte bizi neler bekliyor?" sorusu üzerine Kurtulmuş, "Bu yorumları yapmak için çok erken. Yani önce Sayın Trump'ın etrafı şekillenecek. Ama şu çok net görülüyor, Trump'ın, Amerika'nın bölgedeki askeri varlığını mümkün olan en kısa süre içinde azaltacağı açık. Bu, bir an evvel arkasında çatışmaları mümkün olduğunca azaltarak, oradan çekilme stratejisi demektir. Aslında Sayın Obama da ilk dönemlerinde böyle niyetlenmişti ama maalesef bunu yapamadı." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Eğer Amerika buradaki askeri varlığını azaltmak durumunda kalacaksa Ruslar'ın da yeni bir denge unsuru olarak bölgeye girdiğini düşünürsek hele bir de Suriye'de bir barış süreci ortaya çıkarsa bu süreçlerde ABD'nin tekraren söylüyorum, bölgedeki ekonomik ve siyasi bakımdan istikrarlı bir ülke olarak Türkiye'ye olan ihtiyacı artacaktır. Bu politikalarda değişiklik yapılmasına neden olacağını düşünüyorum. Bu emareler var ama şimdiden 'Bu kesin böyle olacaktır.' demek doğru değil. Türkiye olarak böyle bir beklentimiz var. Böyle bir ümidimiz var. Bu yönde yeni yönetimle birlikte de Türkiye'nin bazı ortak noktalarda buluşabileceğini görüyoruz. Bir başka mesele de kuvvetle muhtemel Feto'yla ilgili olarak da yeni yönetimde ciddi bir tavır değişikliği ortaya çıkacak. Çünkü yaptığımız dış temaslarda görüyoruz ki 15 Temmuz'dan sonraki gibi değil. Orada da yeni olumlu anlamda birtakım meseleler ortaya çıkıyor. Bunun bir terör örgütü olduğu, Türkiye'yi zehirlemeye çalıştığı yönünde. Hele hele şimdi şu mahkemeler açıldı. Burada ortaya çıkan itiraflar, mahkemelerdeki ifadeler de ortaya çıktıkça ben bu anlamda da Feto'nun iadesi konusunda adımların atılabileceğini düşünüyorum."

Kurtulmuş, Türkiye'nin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iadesi konusunda başından itibaren talebinin "Ya bu adamı iade edin ya da mahkeme süreçleri bitene kadar geçici tutuklama kararı verin." olduğunu ancak ABD'nin bu konuda belli bir yaklaşım içine girmediğini vurguladı.

FETÖ ile mücadeleye ilişkin, "Gerçekten at izi ile it izi ayıklanıyor mu bu sıralar ve bu ayıklama konusundaki hassasiyetiniz nedir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları ifade etti:

"Başından beri bunu ifade ettik, bir kişiye bile haksızlık yapılmış olsa bunun sorumluluğu hepimizin üstündedir. Bunun bilincindeyiz. Yani kusura bakmayın dışarıdan bunları söylemek, konuşmak kolay ama biz bu yükü her gün hissediyoruz. Benim de bildiğim birkaç örnek var, hiç ilgisi olmadığı halde böyle bir tasarrufla karşılaşılan. Bunlar ispat ediliyor, suçsuzlukları ortaya konuluyor, biliyorsunuz çok sayıda insan geri alınıyor. Ama genele bakıldığında bizim itiraz ettiğimiz husus şu, Türkiye FETÖ ile muazzam bir mücadele içerisinde. Bu, birkaç yıl içinde bitecek bir şey değil. Belki yıllar boyunca devletin içerisinden bu örgütün temizlenmesiyle ilgili mücadele sürecek, 3 yıl, 5 yıl... Bilmiyoruz çünkü 40 yıllık bir birikimden bahsediyoruz. Üzerimizde 248 şehidin vebali var, 80 milyonun vebali üzerimizde. Bu millet ölümün kenarından döndü, bu millet uçurumun kenarından döndü. Bunun müsebbipleri de bu adamlardır."

Numan Kurtulmuş, FETÖ mensuplarının büyük bir kısmının devletin içinde yapılandığına dikkati çekerek, "Sapık bir inanç üzerinden ama nihai hedef olarak bu kültü kullanarak artık ona cemaat falan da dememek gerekiyor, askeri bir diktatörlük yanlısı oldukları ortaya çıkmış oldu. Demokrasi karşıtı oldukları ortaya çıktı. 'Biz birkaç tane askeri, hakimi, savcıyı kenara alalım, geri kalanlar kalsın.' denilemez. Eğer darbe başarılı olsaydı, bugün sevinçten havaya uçacak insanlar var. İrtibatları var, iltisakları var. Bunlar ortaya konularak, işlemler yapılıyor. Büyük resme baktığımız zaman hata oranlarının kabili ihmal olduğunu söyleyebiliriz ama bir kişi bile olsa bunun sorumluluk olduğunun da bilincindeyiz. Onun için kılı kırk yarıyoruz, en ince biçimde bunlar hesaplanmaya çalışılıyor. İnşallah hatalar sıfıra indirilir ve hiç hata yapılmayan bir sürece geçilmiş olur." değerlendirmesi yaptı.

"ENİNDE SONUNDA FETÖ'NÜN SİYASİ AYAĞINA ULAŞILACAK"

Kurtulmuş, "FETÖ'nün siyasi ayağının yeterince irdelendiğini, ortaya çıkarıldığını düşünüyor musunuz?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Şu anda siyasi ayakla ilgili bir konu gündeme gelmiyor ama soruşturmalar çerçevesinde bunlar mutlaka ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Yani böyle bir darbe teşebbüsünün siyasi ayağının olmadığını düşünmek mümkün değil. Yani bu, darbe mantığının doğasına aykırı bir şeydir. En azından bunlar darbeyi yaptılar ondan sonra kimleri iktidara getirecekler, kimlerden müteşekkil bir kabine kuracaklar, kimi devlet başkanı yapacaklar, kimi başbakan yapacaklar? Bütün bunlarla ilgili bir planlamaları olmadan bunu yapmış olmaları düşünülemez. Dolayısıyla buna ulaşılacaktır. Eninde sonunda FETÖ'nün siyasi ayağına ulaşılacak, onlardan da hesap sorulacaktır, hiç şüpheniz olmasın."

ADANA'DA ÖZEL ÖĞRENCİ YURDUNDAKİ YANGIN

Adana'nın Aladağ ilçesinde 12 kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin iddiaların hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, "Bir kere bu yangında ihmali, kusuru, hatası kimin varsa hangi kurumun, hangi kuruluşun varsa bunlar hepsi bedelini ödeyecekler, böyle şey yok. Soruşturma devam ediyor. Burada dahli olanlar, bu büyük acıda bir şekilde bunu ortaya çıkmasında payı olanlar, herkes bunun hesabını vermelidir. Son derece acı bir durum ama bir şekilde de hemen bu soruşturma devam ederken şu söyledir demek istemiyorum. Süreç titizlikle takip edilecek, kontrol edilecek. Soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar çerçevesinde kimin, nerede, ne kadar kusuru varsa bunun hesabını verecektir." ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Hangi vakfa, hangi cemaate ya da gruba ait olduğunun sizin için bir önemi var mı?" sorusu üzerine şöyle konuştu:

"Hiçbir önemi yok. Şu vakfın acısı, bu vakfın acısı az ya da çok oluyor değil. Ortada 12 can var, bu canların hepsi gerçekten aziz varlıklardır, yaradılışta azizdir. Her birisi hazreti insandır bunların. Anaları, babaları, aileleri için de yerine bir daha ikame edilmesi mümkün olmayan değerlerdir. Dolayısıyla şu vakıftan bu vakıftan olmuş, şu mezhepten olmuş, bu meşrepten olmuş, kız olmuş, erkek olmuş... Bunları konuşmak dahi ayıptır. 12 hazreti insan acı bir şekilde vefat etti. Bunun acısını konuşurken, bunun üzerinden herhangi bir şekilde bu acıyı bölmek, bu acıyı ötekileştirmek, bu acıyı paylaşmamak, bu acıyı 'Zaten bunu falancalar yaptı.' diyerek küçümsemek gerçekten doğru değildir. Bu acı bütün Türkiye'nin acısıdır. Allah rahmet eylesin, annelerine, babalarına Allah büyük sabırlar versin. Kolay bir şey değil."

KURDAKİ DALGALANMA

"Bugün dolar ve euro yeni rekor kırdı. Bu daha ne kadar devam edecek?" sorusu üzerine Kurtulmuş, kurdaki dalgalanmanın büyük oranda küresel sistemdeki dalgalanmadan kaynaklandığını değerlendirdi.

Dış etkiler olmasaydı dövizin bu kadar hareketlenmesinin mümkün olmadığını belirten Kurtulmuş, "Durumun, Türkiye ekonomisinin iç şartlarından kaynaklanan bir meseleymiş gibi ortaya konulması yanlış olur kanaatindeyim. Eğer öyle olmuş olsaydı Türkiye uzunca bir süredir terörle mücadele ediyor, diyelim geçen sene Türkiye çok sıkı bir şekilde terörle mücadeleye başladığında döviz kurlarının oynamaya başlaması gerekirdi. Tarihi rekorların başka dönemeçlerde, diyelim Allah muhafaza, Allah bir daha tekrarını göstermesin, İstanbul Havalimanı'na bomba patladığı zaman döviz kurlarının alt üst olması gerekirdi. Aynı şekilde Sultanahmet saldırısı, Gar saldırısı sonrasında 15 Temmuz saldırıları sonrasında." diye konuştu.

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından vatandaşların 12 milyar dolar değerinde dövizi Türk parasına çevirdiklerini hatırlatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bu, aslında milletimizin vatanseverliğini gösteren bir göstergeydi hem de Türkiye ekonomisinin birtakım etmenlere karşı dayanıklı olduğunu gösteren, kendisinin aktüel tedbirler alabilme imkanı olduğunu gösteren bir meseleydi. Önemli bir mesele olarak görüyorum ama özellikle Trump'ın fiilen göreve başlamasıyla birlikte sürecin tekrar normale döneceği, dövizdeki ateşin düşeceği kanaatindeyim, belli bir seviyeye ineceği kanaatindeyim. Yeter ki biz kendi tezgahımızı dağıtmayalım, yeter ki biz kendi ekonomimizin genel dengelerini bozmayalım. Şu anda Türkiye ekonomisi genel dengeler itibarıyla korkulacak, endişe edilecek bir noktada değildir, sağlam bir noktadadır."


Kaynak: AA

Etiketler: numan kurtulmuşbaşkanlık sistemimhpbaşbakan yardımcısı